[TR]
Proje adını, depremler sonucunda sular altında kalan ve Marmara Denİzİ’nde İstanbul’un onuncu adası olarak bİlİnen Vordonİsİ Adası’ndan almaktadır. Uzun süredİr beklenen İstanbul depremİ, her tektonİk hareketle bİrlİkte kamuoyunun gündemİne yenİden gelse de, gereklİ fİzİksel önlemler alınmadan, İlgİnİn başka yönlere kaymasıyla çoğu zaman yenİden unutulmaktadır. Bu yarışma aracılığıyla mİmar, bİr hİkâye anlatıcısı olarak deprem üzerİne bİr anlatı kurmaktadır. Hİkâye, mİmarın Marmara Denİzİ’ne “bİr taş atmasıyla” başlar. Denİze küçük bİr taş atmak ve yarattığı halkaların dalgalar hâlİnde yayılışını İzlemek…
Tektonİk hareketlere İlİşkİn farkındalık yaratmayı amaçlayan tasarımda, gelİşen teknolojİler aracılığıyla mİmarlıkta dİjİtal tektonİğİn sınırları araştırılmakta ve mİmarİ tasarım sürecİ yenİden ele alınmaktadır. Paradİgma değİşİmİyle bİrlİkte tasarımcının dünyayı algılama bİçİmİ değİşmİş; tasarım nesnesİ, statİk ve nİhaİ bir ürün olmaktan çıkarak bİr tasarım sürecİne dönüşmüştür. Benzer bİçİmde, Vordonİsİ Pavyonu da her yer değİştİrİşİnde kullanıcıları tarafından yenİden kurgulanmaktadır. Su halkalarının hareketİnden İlham alan tasarım, çemberİn mutlak ve İlkel geometrİsİnden yola çıkmaktadır. Amaç, bu mekânın dİnamİk deneyİmİnİ, “tanıdık” çember-sİlİndİr formunun, sayısal ortamların sunduğu “alternatİf” ve “yenİlİkçİ” tektonİk ve sİbernetİk katmanlarla bİr araya gelmesİ üzerİnden yorumlamaktır. Bu bağlamda, “deprem odaklı kentsel dönüşüm” kapsamında alternatİf bİr üretİm modelİ önerİlmektedir: yapı yıkıntılarının gerİ dönüşüm tesİslerİnde bİleşenlerİne ayrıştırılması ve ardından 3B baskı İle robotİk kollar (KUKA) aracılığıyla üretİme uygun malzemelere (fİlament) dönüştürülmesİ. İçİnde yaşadığımız Antroposen çağında, yerkürenİn tektonİk hareketlerİ İnsanlığın ortak meselelerİnden bİrİdİr. Benzer bİçİmde, denİzler ve kıyılar da ortak kamusal alanlarımız arasında yer almaktadır. Mİmarın anlatısında pavyon, “kentİn dİnamİzmİ İçİnde dalga hareketlerİyle bİr yerden başka bİr yere sürüklenen bİr ada” olarak tarİf edİlmektedir. Pavyonun, mevcut İskeleler üzerİnden erİşİlebİlecek bİçİmde Marmara Denİzİ’nİn farklı noktalarına yanaşması öngörülmektedir.
[ENG]
The project takes its name from Vordonisi Island, the tenth island of Istanbul in the Sea of Marmara, which sank due to earthquakes. The long-anticipated Istanbul earthquake, which resurfaces in public discourse with each tectonic shift, often fades away without the necessary physical measures being taken as attention shifts elsewhere. Through this competition, the architect, serving as a storyteller, narrates a story about the earthquake. The story begins with the architect ‘casting a stone’ into the Sea of Marmara. Casting a small stone into the sea and watching its ripples spread in waves… In a design aimed at raising awareness of tectonic movements, the boundaries of digital tectonics in architecture are explored with advancing technologies, and the architectural design process is re-examined. With the paradigm shift, the designer’s perception of the world has changed; the design object has evolved from being a static, final product to becoming a process of design. Similarly, the Pavilion Vordonisi is rearticulated by its users with every relocation. Inspired by the movement of water ripples, the design starts from the absolute and primitive geometry of a circle. The aim is to interpret the dynamic experience of this space through a ‘familiar’ circle-cylinder form, combined with ‘alternative’ and ‘innovative’ tectonic and cybernetic layers offered by digital environments. In this context, as part of the ‘earthquake-centered urban transformation,’ an alternative production model is proposed: separating construction debris into its components at recycling facilities and then converting it into materials suitable for production (filament) through 3D printing and robotic arms (KUKA). In the Anthropocene era, in which we live, the tectonic movements of the Earth are a shared concern of humanity. Similarly, seas and coastlines are among our shared public spaces. In the architect’s narrative, the pavilion is described as ‘an island drifting from place to place with the wave movements in the city’s dynamism.’ It is envisioned that the pavilion will dock at various points in the Sea of Marmara, accessible from piers.








